Pelin Derya Bilgiç: Maçlardan önce konsantrasyon yöntemim, uyumak!

Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenecek 2016 Rio Olimpiyat Oyunları için hazırlıklarını sürdüren A Milli Kadın Basketbol Takımı’nın genç oyuncularından Pelin Derya Bilgiç, Türkiye Basketbol Federasyonu’nun resmi internet sitesine açıklamalarda bulundu.

5 sezondur formasını giydiği Botaş’tan Fenerbahçe’ye transfer olan 22 yaşındaki guard, yeni kulübünde yeni şeyler öğrenmek için heyecanlı olduğunu söyledi.

Köpekbalıklarına özel ilgisi olduğunu söyleyen Pelin, maçlardan önce de ilginç bir motivasyon şekli olduğunu açıkladı: Uyumak!

Milli basketbolcu Pelin Derya Bilgiç’in keyifli röportajının tamamı şöyle:

Kadın basketbolcular son yıllarda ya Mersin’den, ya Adana’dan yetişiyor. Havasından mı, suyundan mı?
-Yani bizi ne etkiliyor da basketbolcu çok çıkıyor? İstanbul’da bir kere zaten 3 büyükler var. Biz küçükken 3 büyüklere, ’Buradan da yetenekli oyuncular çıkar’ mesajını vermek için yetiştirildik. Bizim taraftarlar da Botaş’ta oynadığım sürece ‘Sıradan bir takımın da Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi büyüklerden hiç de geri kalmadığını ispat etmek için’ bize büyük destek verdiler. Yani küçük yerlerde yetişenlerin farklılık yaratacak düşüncede olması, ‘Bir şey yapabilme’ hırsı ve diğerlerinden hiç eksik yanı olmadığını göstermek açısından ve yoktan var olma duygusundan kaynaklanıyor bence bu.

Liglerde çok güney takımı var. Bu rekabeti artırır mı?
-Güney derbileri daha zevkli oluyor. Bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisi klasiktir ama güney takımları da kendi bölgelerinin en iyi takımı olabilmek için kıran kırana bir mücadele sergiliyorlar. Bu bölgenin insanları takımlarının Fenerbahçe ya da Galatasaray’a yenilmesini fazla garipsemiyor. Örneğin Botaş’ın Aski’yi, Aski’nin Botaş’ı yenmesi daha büyük olay. Kıran kırana çok bir rekabet ortamı var.

Sen bir guard olarak neye öncelik verirsin. Sayı mı atmalısın, yoksa asistin mi fazla olmalı?
-Savunmaya… Çünkü savunma önce guarddan başlıyor. Onu iyi yaparsan top da çalarsın, sayı da atarsın. Bunların hepsi guardın en önemli işi. Guardın görevi savunmayı iyi yapmak ve takımın direncini artırmak. Bir guard için sayı atmaktan önceki iş de asisttir. Bir guard, görüş açısı, diğer oyunculara pozisyon yaratabilmesi ve sorumluluk alabilmesini bilmeli.

Bir röportajda kendine NBA’den Stephen Curry ve Nate Robinson’u örnek aldığından söz etmişsin. WNBA’den izlediğin bir oyuncu yok mu?
-O tam olarak öyle değil. Ben her oyuncudan bir parça alıp eksiklerimi tamamlamak isterim. Birinin fiziği, birinin sayı atış şekli, birinin asist yönü iyi oluyor. Bu konuda WNBA’den örnek alabileceğim kadın basketbolcular için de bu geçerli, her oyuncunun iyi yönlerini örnek alırım.

Adana Botaş’ta oynarken Fenerbahçe, Galatasaray, hatta AGÜ gibi takımlar kadrolarında dünya starlarını barındırıyordu. Senin içinden hiç geçti mi, ‘Ah be şunlardan biri keşke bizde oynasaydı’ diye. Geçtiyse bu kim olur?
-‘Bizim takımda oynasaydı’ dediğim çok oyuncu oldu. Uzun oyuncuya hasret kaldığımız dönemler oldu. Ben yırtıcı, mücadele etmeyi seven Sancho gibi oyuncuyla oynamak isterdim. Allah izin verirse bu tarz oyuncuların olduğu bir takımda oynayacağım. Kısacası evet, ‘Keşke oynasaydım’ dediğim olmuştur.

Bu sene İstanbul’un yolunu tutuyorsun heyecanlı mısın?
-Heyecanlıyım. Farklı sorumluluklar beni bekliyor. Yeni bir kitaba başlıyorum. Yeni bir kitabı okumak gibi. Bu kitaptan öğreneceğim çok şey var. 100 sayfadan 70 tane öğrenecek bir şey bulacakmışım gibi. Hem hayata, hem basketbola dair yeni bir şeyler öğrenme heyecanım var.

Kıskanç biri misin?
- Değilim.

Kıskanç biri olsaydın en çok neyi kıskanırdın?
-Boyum kısa olduğu için post-up yapan bir uzunu kıskanırdım.

Geçen gün seni kampta araba kullanırken gördük. Aramızdan biri, ‘Bu arabanın şoförü yok galiba’ dedi. Boyunla ilgili bu tarz esprileri başkaları da yapıyor mu?
- Evet, çok oluyor tabii. Artık alıştım. Ben de espri yapıyorum. Kendimle barışık biriyim. Kendimle dalga geçtiğim zamanlar çok olur. Ben de gülerim yani.

Ah keşke boyum biraz daha uzun olsaydı dediğin oldu mu?
-Hep diyorum. Hele uzun boylu bir basketbolcu gördüğüm zaman.

Araban var her halde?
- Var ve ben biraz garip gelecek ama arabamla konuşurum.

Öyle tahmin ediyorum basketbol yaşantına devam etmek için ilk kez Mersin ve Adana dışına çıkacaksın. Hani büyükler uyarır ya, ‘Aman kızım orası İstanbul. Kendine çok dikkat et’ diye. Sana da şimdiden başladılar mı?
-Başlamadılar. Çünkü annem ve babam da her zaman beni biliyorlar. Ben zaten çok fazla gece çıkmam. Çıktığım zaman da gittiğim yerler bellidir. Gittiğim yerleri de söylerim. Bana, ‘Sen kendin ne yapacağını biliyorsun’ dedikleri için uyarı falan olmadı yani.

Yapıyorum yapıyorum bir türlü olmuyor dediğin bir şey var mı?
-Bazen koçlar idmanlarda voleybol oynatırlar. Maalesef oynayamıyorum. Beach voley falan ne yapsam oynayamıyorum. Havada topu falan tutuyorum. Bir türlü olmuyor.

Neye karşı çok merakın vardır? Basketbol ve spor dışında tabii?
-Tarih ve felsefe kitapları okumayı çok severim. Muhammed Ali hayranıydım. Boksa meraklıyım ama şimdilerde fazla seyretmiyorum. Köpek balıklarına çok merakım vardır ve çok severim. Bir zamanlar köpek balığı besledim evde. Challenger cinsi bir köpek balığıydı. Bu cinslerin suratları biraz yassı oluyor. Bana çok tatlı geldi. Evde beslerken zorlanmaya başladım. Baktım olmuyor, vermek zorunda kaldım. Ben onu birine vermeye kalktığımda onu bir eşya gibi görmediğim için para karşılığında vermeden ‘Alın bu sizin olsun’ dedim. Evde TV’de belgesel izlerken köpek balıklarıyla ilgili bir şey çıkarsa takılıp kalıyorum. Eğer ileride ev şartları da uygun olursa 2-3 tane köpek balığı istiyorum. Benim köpek balığımın ismi muhtardı. Arabalara çok ilgim var. Köpek balığını verdikten sonra arabamın rengini o renk seçtim ve arabama ‘Muhtar’ demeye başladım. Arabalar bir hayvana benzer. Kendime yeni bir dost edinmiş gibi hissediyorum.

Maçlara çıkarken bir uğurun var mı?
-Uğur demeyelim de, konsantre şeklim uyumaktır. Uyku dediğim de tam uyku değil, yarı uyku. O yarı uykuda hayal ederim. Düşündüğümü hayale dönüştürmek için. Diyelim ki otobüsle bir yere gidiyoruz ve 15 dakikalık bir yol var. Onda bile uyurum. Hatta soyunma odasında bile uyurum. Işık açarak falan uykumu yarıda bölerlerdi arkadaşlarım. Beni uyandırana kızarım. Allah’tan şimdi alıştılar.

15 Temmuz doğumlusun. Yengeç burcusun. Yengeçler çok duygusal olur. Sen de duygusal biri misin?
-Duygusal biriyim ama hiç göstermem. Duygusallığı içimde yaşarım. Biraz takıntılı olduğum şeyler var. Bir örnek vereyim; ışık konusunda çok takıntılıyım. Odada uyurken en ufak TV ışığının bile önüne yastık koyarım. Gözümü bağlarım.

Seni en çok ne üzer?
-Sevdiğim bir insana, daha doğrusu - Allah korusun - ailemden birine zarar gelmesi çok üzer.

22 yaşındasın. ‘Basketbolla ilgili her şeyi öğrendim, artık öğrenmesem de olur’ der misin?
-Her insandan bir şeyler öğrenir insan. 5 yaşındaki bir çocuktan bile bir şey öğrenebilirsin. Özellikle basketbol çok ucu açık bir konu. Her zaman öğrenecek bir şeyler vardır.

Adana’da panellere katılıyordun Sana en çok ne soruluyordu?
-‘Boyun kısa, problem olmuyor mu?’ Beni maçta izlemeden boya takılıyorlar. Geliyorum panele ismim anons ediliyor, sahneye ilerlerken aralarında fısıldaşıyorlar, ben de duyuyorum. Soruyorlar, sen de anlatıyorsun. ‘Neden bu kadar kısasın? Boyun kısa nasıl basketçi oldun?’ gibisinden sorular.

Basketbol hayatını hiç kupa alamadan tamamlasan kendini uğursuz biri olarak görür müsün?
-İnsan düşünür tabii. Hele de sürekli kupa almış bir takıma gitmişsen, daha önce oluyorsa ve şimdi olmuyorsa senden önce yönetim ve antrenör düşünür. Arka arkaya 5 kez kupa alamıyorsan düşünür.

Mutfakta ya da ev işlerinde marifetli misin?
-Daha henüz çok yemek yapmadım, yeni tatlar ve yemek yemeyi seven bir kişi olarak. Bu konuda kendimi ilerletebilirim. Bir gün evde tavuk kızarttım, tavuğun dışı kızarmış, içi kızarmamış. Babam yedi sağ olsun. Bildiği halde bozuntuya vermedi. Adana kebap yapmayı değil ama yemeyi çok severim. Şimdi İstanbul’da her yerde Adana’da yapılanı gibi bulamayacağım biliyorum, ama zaten yeni takımımla 6 kez gideceğiz, 2 kere de ben giderim. 8 olur. Adana’da kebabımı yerim.

Tatillerini nerede geçirirsin?
-Genellikle Mersin’deki yazlığımızda. Zaman bulursam İzmir taraflarında veya Fethiye’de. Böyle denizi temiz, gürültüden uzak. Kafa dinlemek için gidilen bir yer. Seviyorum Fethiye’yi.

WNBA’ya gitme şansın olsa hangi takımı seçersin? Ya da hangi oyuncularla oynamayı tercih edersin?
- Minnesota Lynix. Küçükken gece 03.00’te kalkıp izlemiş olduğum maçlar var. 2 yıl önce şampiyonluk maçında Lynix’ten birinin yere düşmesiyle 4 takım arkadaşının birden ona koşması beni çok etkiledi. Koçtan başlayarak onlara duyduğum saygıdan dolayı bu takımın bir parçası olmak isterim.
Cihan

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir